arama

Bilim ve Sağlık Gündemi – Aralık 2019

Aralık 2019'un bilim, teknoloji, sağlık ve inovasyon alanındaki gelişmelerini sizler için derledik.
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • Prof. Dr. Melih Bulut Prof. Dr. Melih Bulut

⌛ Tahmini okuma süresi: 9 dakika

Yayınlanma Tarihi: 15 Ocak 2020 19:14

📝 Yazar: Prof. Dr. Melih Bulut ✅ Editör: Aysuda Ceylan

Yoğun gündemle yüklü bir ay sonunda bir yılı daha geride bıraktık. Bilim ve teknoloji devrimi fırtınası yıl boyunca tüm gücüyle esti. Kuşkusuz 2019 yılının en çarpıcı gelişmesi kara deliğin fotoğraflanmasıydı. Bir Türk bilim insanı Prof. Dr. Feryal Özel’in bu işi gerçekleştirenlerden biri olması hepimiz için gurur kaynağı, gençler için de ilham verici oldu. Bilimdeki gelişmelere olan yoğun ilgi sevindiriciydi.

Türkiye’de Aralık ayında sağlık ve yaşam bilimlerindeki inovasyon ekosistemi bakımından önemli bir etkinlik olarak Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfının (TTGV) 250K yarışması yapıldı. Bu yıl yarışmaya 75 girişim başvurmuştu ve bunlar arasından seçilerek geliştirilen 15’i jüri önünde sunumlarını yaptı, 5 tanesi desteğe hak kazandı. Doğrusu tüm girişimler ve girişimciler göz doldurdu, hepsinin ileride başarılarını daha fazla duyacağız. Bu tür toplantılar ekosistem aktörlerini bir araya getirdiği, bir gözden geçirme ve yıllık değerlendirme fırsatı sunduğu için de yararlı oluyor. TTGV’ye katkıları için çok teşekkür ediyoruz.

Radyolojik Gelişmeler

Çocuk hekimleri olarak her tetkik istediğimizde bunların yararlarının yanısıra yan etkilerini de düşünürüz. Güzel haber MIT’den geldi, temasa ihtiyaç duymayan yeni bir lazer ultrason teknolojisi geliştirdiklerini bildirdiler. Bilhassa röntgen, bilgisayarlı tomografi, PET gibi incelemelerin sakıncaları ortada iken böyle yeni, yan etkisi olmayacak bir görüntüleme tekniğinin gündeme gelmesi çok önemli. Bu yeni teknoloji geleneksel ultrasonun aksine, vücutla herhangi bir cilt teması da gerektirmiyor. 1550 nanometre dalga boyunda bir lazer ışını insan cildine çarptığında ses dalgaları üretiyor ve görüntü bu etkiyle elde ediliyor. Her ne kadar henüz geleneksel ultrason yöntemi kadar net görüntüler sunmadığı bildiriliyorsa da ucuz, zararsız ve kolay uygulanabilirliği yönünden gelecek vadediyor.

Yaşlılık Yılı 2019

2019, Cumhurbaşkanımız tarafından Yaşlılık Yılı ilan edildi, Şubat ayında bir Şura toplandı. Yıl boyunca bu önemli sorunumuz çeşitli boyutlarıyla ele alındı. 3 Aralık’ta İstanbul Bayındır Hastanesinde Yaşlı Dostu Hastane Çalıştayı düzenledik. Konuyla ilgili akademisyenler, kamu kurumları, sivil toplum örgütleri, gönüllüler, start-uplar bir araya gelerek bir yol haritası çizdiler. Şu anda sağlık kurumlarına başvuruların yarıya yakınını 65+ yaş grubunun oluşturduğu gerçeğiyle bir Yaşlı Dostu Sağlık Kurumları seferberliğine ihtiyacımız olduğu çok açık. 17 Aralık’ta Aydın Üniversitesinde ilki düzenlenen Geriatrik Diş Hekimliği Sempozyumuna yoğun ilgi gösterilmesi dikkat çekiciydi. 2020 de bu çalışmaları daha da hızlandırmalı ve üzerimize bir tsunami gibi gelen yaşlılık meselesine devlet, toplum ve kurumlar olarak zaman kaybetmeden hazırlanmalıyız. Tazelenme Üniversitelerinin sayısı bu yıl artarak toplam öğrenci sayısının 17.000’e ulaştığını öğrendik. Bu tür yeni yapılanmalar yaşlılık konusunda toplumsal farkındalığı çok yükseltiyor.

Nadir Hastalık Farkındalığı

Yıl içinde Nadir Hastalıklarla da ilgili güzel gelişmeler oldu. 2019’da dünyada Nadir Hastalıklar konusunda 372 gen terapisi için klinik denemeleri yapıldı ve Retinal Distrofi, Spinal Müsküler Atrofi, Orak Hücreli Anemi, Beta Talasemi hastalıklarında gen terapileri onaylandı. Türkiye’de 11 hasta ve hasta yakını derneği Nadir Hastalıklar Ağı Adı altında bir araya geldiler ve etkili çalışmalar yapmaya başladılar. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) görevine atanan Prof. Dr. Adil Mardinoğlu da çeşitli platformlarda yaptığı konuşmalarda Nadir Hastalıklar’ın TÜSEB’in önem verdiği konulardan birisi olduğunu belirtti ve akabinde araştırma çağrıları ilan edildi. Ankara Şehir Hastanesinin “Nadir Hastalıklar Hastanesi” olma isteği ses getirdi ve bakanlık tarafında bu yönde değerlendirmelerin yapıldığını sevinerek duyuyoruz. Ayrıca Avrupa’da ilgili çevrelerde konuşulmaya başlanan Nadir Hastalık Tıp Uzmanlığı alanını ülkemizde de açmayı ciddi biçimde düşünmeliyiz, zira neredeyse 10 kişiden birinde Nadir Hastalık var. Yaşlılık gibi, Nadir Hastalıklar gibi sorunlar kompleks, yani karmaşık sorunlar. Kolay çözümü yok bunların. Sadece devletin veya yerel yönetimlerin tek başlarına çözmeleri olası değil. Sivil toplum, bilim çevreleri, gönüllüler olarak ancak, hep birlikte multidisipliner çalışma ve işbirliği ile üstesinden gelebiliriz. Başarı kolay değil, zorlanıyoruz, zaman alacak, kırmadan dökmeden, ümitsizliğe kapılmadan sabırla uğraşmak lazım.

Biyoteknoloji, Yapay Zekâ ve CRISPR

Yılın bütününe baktığımızda bilim ve sağlıkta bariz biçimde öne çıkan iki alandan birisi biyoteknoloji, diğeri yapay zekâ oldu. Biyoteknolojinin geleceğe damga vuracağı kesin. Gen tedavileri, kök hücre, immünoterapi konusunda her gün yeni gelişmeler duyduk. Örneğin 9-10 Aralıkta Koç Üniversitesinde düzenlenen 6. Biyomalzeme Günlerinde birbirinden çarpıcı sunumlar izledik. Yeni ilaç ruhsatlarının %65’i biyoteknoloji startupları tarafından alındı. ABD, Ocak 2020’yi Biyoteknoloji Ayı ilan etti. Biz de hem devlet, hem sivil toplum, hem akademi olarak bu konuda hızla gerekenleri yapmalıyız. Ülkemizde bu sahalarda çalışan kurumların, bilim insanlarının artması çok ümit verici. Işıl Aksan Kurnaz ve Sevgi Salman Ünver’in yazdıkları Adım Adım Biyogirişimcilik kitabı biyoteknoloji alanında girişim yapmak veya işini ilerletmek isteyenler için eşsiz bir kaynak oldu.

CRISPR bir yöntem olarak sadece 8 yıl önce tarif edildi ancak Retinitis Pigmentosa gibi bir çok genetik hastalığın tedavisinde denenmeye başlandı bile. CRISPR bebeklerini yapan araştırmacı cezaevini boylarken bu konudaki tartışmalar doğal olarak devam etti. Bu uygulama tarım alanında da devrim yaratacağa benziyor, Cold Spring Harbour Laboratuvarından araştırıcılar bu yolla şehir şartlarında verimli domates üretimini mümkün hale getirdiklerini açıkladılar.

Sentetik biyolojinin artık ayak seslerini değil, kapıyı güm güm vurduğunu işitir hale geldik. Yıl içinde laboratuvarda üretilen yapay hücrelerin canlı hücreleri bir çok yönden taklit edebildiğini okuduk. Türk lisans öğrencileri bakterilere insülin salgılattırıp bunu probiyotik haline getirdikleri projeleri ile ABD’de birinci oldular. Cornell Üniversitesinden biyomühendisler DASH (DNa-based Assembly and Synthesis of Hierarchical) olarak isimlendirdikleri yöntemle metabolizma, kendini düzenleyebilme ve organizasyon gibi canlılığın 3 temel özelliğine sahip DNA materyali yaptılar ve çalışmalarını Dynamic DNA Material with Emergent Locomotion Behavior Powered by Artificial Metabolism başlığıyla, Science Robotics dergisinde Nisan 10 sayısında yayınladılar. Tokyo Teknoloji Enstitüsünden Yutetsu Kuruma ve arkadaşları Nature Communications’da yayınlanan makalelerinde fotosentezle kendi enerjisini üreten suni hücre meydana getirdiklerini açıkladılar.

Yapay zekâ, üssel artışlı Moore eğrisini de aşan bir hızla, üç ayda bir katlanarak bilim ve sağlık dünyasına damgasını vurdu. Türkiye’de de bir yıldaki gelişme tam anlamıyla muazzam. 9 Ocak 2019’da bir genel yapay zekâ paneline katılan sağlıkta yapay zeka ile ilgili birkaç arkadaşla yaptığımız sohbet haftalar içerisinde Sağlıkta Yapay Zekâ Topluluğunun kurulmasına ve 2 Nisan’daki görkemli Sağlıkta Yapay Zekâ Zirvesine, ardından da Sağlıkta Yapay Zekâ kitabının yazılmasına vesile oldu. Üniversitelerde, bir çok kurumda peş peşe yapay zekâ etkinlikleri yapıldı, kulüpler kuruldu. Üstelik bunlar yalnızca şekil olarak var değiller, son derece aktifler, bir çok eğitim programı düzenliyor, proje üretiyorlar, sevindirici biçimde işbirliği yapıyorlar. İlaveten bizde de yapay zekâ kullanan start-uplar çok başarılı oldular, hızla büyüyorlar. 

Hedef Nobel Toplantıları

2019’un bizim açımızdan en güzel olaylarından birisi de Hedef Nobel toplantılarına gösterilen ilgiydi. Her ayın son Cumartesi günü bilimseverlerle bir araya gelerek üstün nitelikli bilim insanlarımızı dinleme ve kendimizi geliştirme fırsatı bulduk. Toplantılara özellikle gençlerin yoğun iştiraki çok çarpıcı. Nobel Konferanslarının katılımcılara sosyal etkileşim ve işbirliği olanakları sağlaması bizi  ayrıca mutlu ediyor.

Türk bilim insanları, sağlıkçıları yıl boyunca pek çok başarıya imza attılar, ödüller kazandılar, önemli mevkilere geldiler; adeta Sağlıkta Önder Ülke Türkiye mottomuzun ne kadar doğru olduğunu kanıtladılar. Bunlar arasında en dikkat çekenlerden birisi de ABD’de Ulusal Mucitler Akademisi tarafından dünyanın dört bir tarafından seçilen 168 akademik mucit arasında üç Türk akademisyen, Prof. Dr. Aykut Üren, Prof. Dr. Mihri Özkan, Doç. Dr. Ebru Oral’ın yer almasıydı.

2019’da harlanan bilim ateşinin işbirliklerinin artmasıyla daha da alevleneceğine inanarak sizlere, ülkemize ve tüm insanlığa mutlu, huzurlu bir yeni yıl diliyoruz.

Bilim ve sağlıkla kalın.

Tek Yol Bilim’i Bundle uygulamasından takip edebilirsiniz.
Bilimsel gelişmelerden anlık haberdar olmak için Telegram kanalımıza abone olabilirsiniz.