arama

Bilim ve Sağlık Gündemi – Kasım 2019

Kasım 2019'un bilim, teknoloji, sağlık ve inovasyon alanındaki gelişmelerini sizler için derledik.
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • Prof. Dr. Melih Bulut Prof. Dr. Melih Bulut

⌛ Tahmini okuma süresi: 12 dakika

Yayınlanma Tarihi: 11 Ekim 2019 13:10

📝 Yazar: Prof. Dr. Melih Bulut ✅ Editör: Aysuda Ceylan

Her ayın bilim, sağlık, teknoloji ve inovasyon alanındaki bize göre önemli gelişmelerini ele aldığımız köşemize hoş geldiniz.

Artık bir dijital sağlık kongresine dönüşen HIMSS Eurasia bu yıl sağlık startuplarına hem alan açtı, hem de düzenlediği yarışma ile onları yerli ve yabancı sağlık kamuoyuna tanıttı. Birbirinden değerli katılımcıları tıbbın çeşitli alanlarında sorunlara getirdikleri çözümlerle izledik. Girişimlerin neredeyse yarısının yapay zeka çözümleri içermesi ilginçti. Gayet kullanışlı bir üroflowmetri geliştiren Oruba firması Avrupa’da, meme kanseri alanında çalışma yapan Genz Biyoteknoloji ABD’de yapılacak HIMSS kongrelerinde yer alacak.

Geleceğin Bilimi Forumu

Medipol Üniversitesi’nde 2 ve 3 Kasım tarihlerinde yapılan “Geleceğin Bilimi Forumu” yüzlerce bilimsever genci adeta bir şenlik havasında bir araya getirdi. Bu ortamı yaşamak katılanlara güzel duygular yükledi. Biz de Sağlıkta Yapay Zekâ Topluluğu olarak bir panel yaptık, salonda yer bulamayan dinleyiciler merdivenlere yerleştiler. Yapay zekâ, hem Bilim ve Teknoloji Devriminin  görünen somut yüzü olarak algılandığı için, hem de multidisipliner çalışmaya olanak sağlayarak insanı kendi alanı dışında kolayca donattığı için ilgi çekiyor. Yapay zekâ, sadece mühendislik becerisi ile geliştirilebilecek bir teknoloji değil. Örneğin tıbbi yapay zekâ; hekimlerin veya sağlıkçıların olduğu kadar, tasarımcıların, psikolog ve hatta felsefecilerin işbirliğini de gerektiren bir iş. Kısa geçmişlerine rağmen üniversitelerde kurulan yapay zekâ kulüplerine bir çok öğrenci üye oldu ve sevindirici bir şekilde değişik üniversitelerden kulüpler de kendi aralarında proje ve eğitim bazında işbirliği yapmaya başladılar bile. Yapay zekâda elimizi çabuk tutmalıyız, gençlerin ortaya koyduğu bu potansiyelden ülke olarak hızla yararlanmalıyız. Üstelik, tıbbi yapay zekâ diğer sağlık teknolojileri gibi dışarıdan satın alarak ilerleyebileceğimiz bir alan değil, kendi tıbbi yapay zekâmızı kendimiz üretmeliyiz. Yapay zekâ etkinliklerinin ay boyunca sürmesi sevindirici.

Feryal Özel – Bir Karadeliğin İlk Fotoğrafı

İstanbul, 7 Kasım’da, dünyanın en önemli kurumlarından biri olan NASA’da çalışan, daha genç yaşında çok önemli başarılara imza atan ve tüm dünyanın yakından takip ettiği bir astrofizikçi olan Prof. Dr. Feryal Özel’i ağırladı. Bir kara deliğin ilk kez görüntülenmesi sürecinde, gerekli hesaplamaları yaparak büyük katkı sağlayan Özel, soyadı gibi çok özel bir bilim insanı. Onu dinlemek bir ayrıcalıktı. Aşırı talep nedeniyle yerler haftalar öncesinden dolmuştu. Konuşmasında benim dikkatimi yine işbirliğine yaptığı vurgu çekti. Kara deliğin fotoğrafını çekmek buradan aydaki bir simitin fotoğrafını çekmek gibi olduğu için tek bir teleskop ile bunu başarmak mümkün değil. O nedenle dünyanın sekiz değişik bölgesindeki teleskoplar eş zamanlı olarak kara deliğin fotoğrafını çekmiş ve bu veriler birlikte işlenerek ortaya elimizdeki eşsiz görüntü çıkmış.

Adım Adım Biyogirişimcilik: Biyoteknoloji Girişimci ve Yatırımcılarına Yol Haritası

Bu yıl, doğum günümde çok özel bir hediye aldım. Sevgili Arkadaşlarım Prof. Dr. Işıl Aksan Kurnaz ile Dr. Sevgi Salman Ünver “Adım Adım Biyogirişimcilik, Biyoteknoloji Girişimci ve Yatırımcılarına Yol Haritası” kitaplarının 9 Kasım tarihli imza gününde beni onurlandırdılar. Biyoteknoloji yüksek katma değerli ürünleri ile ülkemizin içinde bulunduğu kronik krizden en önemli çıkış yollarından biri. Binlerce genç biyoloji, moleküler biyoloji ve genetik, tıp mühendisliği, eczacılık, tıp öğrencisi bu alana girmek için sabırsızlanıyor. İşte bu kitap halen işi bu olan veya bu işe yoğunlaşmak isteyen herkese bir yol gösterici niteliğinde. Yakında çeşitli yabancı dillere çevrileceğini de tahmin ederim.

RS Research

13 Kasım’da Boğaziçi Üniversitesine yaptığım RS Research ziyaretinden çok etkilendim. RS Research, Prof. Dr. Rana Sanyal ve Sena Nomak’ın kurduğu bir startup şirketi. Mottoları “Artık Gerçek Problemleri Çözmenin Vakti!”. Hedefli ve akıllı kemoterapi yapılabilmesi için nanofiberler, nanojeller gibi çeşitli nanoilaç taşıyıcıları keşfediyorlar. Bu taşıyıcılar vücudun dokularına zarar vermeden kemoterapötik ajanın kanser hücresine girip onu yok etmek için çalışıyor. Sonuçta Türkiye’de şimdiye kadar Faz 1 aşamasına geçmiş tek molekül RS Research tarafından üretilmiş durumda, şimdi de daha ileri aşamalarla molekülü ilaç haline getirmek için gayret gösteriyorlar. Bu başarıları ve her zaman pozitif enerjileriyle sağlık ve yaşam bilimleri ekosistemine çok önemli katkı sunuyorlar. Kanserle mücadele çok sayıda bilim insanı için bir tutku, örneğin antikanser immünoterapi son yıllarda hızla gelişen, kanser tedavisinde çığır açan bir alan. Bu sefer de Wu ve arkadaşları Nature Cancer de yayınladıkları makalede üç bacaklı bir antikor geliştirdiler ve bunun bir bacağı ile kanser hücresine bağlanırken diğer bacaklar ile T hücresine bağlanıp onu kışkırtmayı başardılar. İlaveten CRISPR ile kanser tedavisi yapılabileceği konusundaki yayınlar da ümitlerimizi arttırıyor.

Çeşitli Kongreler

Kasım ayında çok kongre oluyor. Sağlık ve Sigorta Yöneticileri Derneği (SASDER) kongresinde “Dijital Sağlık: Bugün ve Gelecek”, Halk Sağlığı Uzmanlar Derneği kongresinde de “Tıpta İnovasyon” panelleri yaptık, ikisi de çok ilgi çekti; düzenleme kurullarına ve katılan arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Bu ilgi de gösteriyor ki, Bilim ve Teknoloji Devrimi artık herkesi etkiliyor ve geleceğe hazırlanmak gerekiyor. Ekim ayının sonlarında Çocuk Cerrahisi Kongresinde de “Tıpta Yeni Ufuklar” başlığı ile aslında benzer bir tema ile panel yapmıştık. Bu etkinlikler de Türkiye’de uzman hekimlerin, sağlıkçıların kendi alanlarındaki gelişmeleri çok yakından izledikleri; ancak çeşitli anlaşılır sebeplerle dünyadaki ve sağlığın diğer alanlarındaki değişimlerin yeterince farkında olmadıkları izlenimine kapıldık. İşte Tek Yol Bilim gibi örnek web platformlarının bir yararı da burada karşımıza çıkıyor, bizlere komprime bir şekilde bilgilenme imkanı sağlıyor.

Sağlıkta İş Birliği ve İnovasyon Toplantısı – Garanti Partners

Sağlık ve Yaşam Bilimleri ekosistemimizde işbirliğini pekiştirmek amacıyla 20 Kasım’da bir toplantı düzenledik. 100’den fazla konuya meraklı arkadaşımız, start-up kurucuları Garanti Partners’te toplandık. Tek Yol Bilim plaftormunun değerli kurucusu Aysuda Ceylan’ın katılımı güzel bir sürpriz oldu. Dört saat boyunca aralıksız konuştuk, birbirimizi dinledik, öğrendik, katkı sağladık, yeni projeler geliştirdik. Çok başarılı bir etkinlikti, 11 Ocak’ta Ankara’da, 18 Ocak’ta İzmir’de bu buluşma tekrarlanacak. LinkedIn’de bu amaçla oluşturduğumuz, herkese açık, İnovasyonda İşbirliği Platformumuz var, ilgili arkadaşlarımızı oraya bekliyoruz. Sağlık alanı çok yapılanmış bir alan olduğu için buluşçu, inovatif arkadaşların en baştan bir hekim veya sağlıkçıya danışmaları çok yararlı olacak ve gereksiz vakit ve emek kaybını önleyecektir. Kuluçka merkezlerinin bu konuya özel önem vermesi gerekiyor, zira görüştüğüm pek çok arkadaşımın yanlış yönlendirildiğini ve gereksiz enerj, heves kaybettiklerini üzülerek görüyorum. Start-upları sadece yatırımcı sunumları veya yarışmalarda değil bu ve benzeri ortamlarda da bir araya getirerek birbirleri arasındaki etkileşimi arttırmalıyız.

1. İÜGEN Biopeak Biyogirişimcilik Zirvesi

İstanbul Üniversitesi Genetik Kulübünün 21-22 kasımda düzenlediği Biyogirişimcilik Zirvesi Biopeak ve 27-29 Kasım’da Yıldız Teknik Üniversitesi IEEE EMB Kulübünün “Sadece Derse Girerek Mühendis Olunmaz” sloganıyla düzenlediği Bioform VII gerçekten muhteşemdi,  bu toplantılar adeta birer bilim ziyafetiydi. Ne mutlu ki gençler söz konusu olduğunda herkes seferber oluyor, bu toplantılarda da ülkemizin birbirinden değerli bilim insanları, araştırmacıları birikimlerini gençlerle paylaştılar. Onların bu etkinliklere büyük bir titizlikle hazırlanması, başından sonuna kadar gösterdikleri ciddiyet ve özen gözlerimi yaşartıyor. Türkiye’nin sadece büyük şehirlerinde değil, dört bir tarafında bilim etkinlikleri çok ilgi çekiyor. Örneğin 13 Kasım’da Türkiye Bilimler Akademisi Şeref Üyesi Prof. Dr. Emin Kansu’nun Van’daki “Türkiye’de Bilim, Bilimsel Araştırmalar ve Geleceği” başlıklı konuşmasında da salon doldu taştı.

Yaşlı Hakları İçin Çaba (YAŞAT) Çalıştayı – Fethiye

23-24 Kasım’da Fethiye’de Yaşlı Dostu Kent çalışmaları kapsamında Yaşlı Hakları için Çaba (YAŞAT) Çalıştayı düzenledik. Dünyanın en hızlı yaşlanan ikinci ülkesiyiz ve maalesef devlet, toplum, aile ve bireyler olarak hızlı yaşlanmaya hazır değiliz. Fethiye’de tamamen sivil bir insiyatif olarak başladığımız Yaşlı Dostu çalışmalar hızla ilerliyor. En son Tazelenme Üniversitesi kuruldu ve 60+ yaşlarda olan çok sayıda öğrencisi ile keyifli bir şekilde eğitime devam ediyor. Tazelenme üniversitelerinin başarılarından YÖK ve Akademi gerekli dersleri çıkarmalı ve “yeni üniversite” kavramı üzerinde düşünüp adımlar atmalı. Çalıştayda Türkiye’nin yaşlılık konusuna emek vermiş değerli bilim insanları, sivil toplum örgütleri, devlet yetkilileri ve gönüllüler bir araya geldi. Bu demografik durumu sağlıkla yönetmek için bilimsel çözümler üretmeliyiz. Örneğin yaşlıların ve onlarla ilgilenenlerin hayatını kolaylaştıracak geroteknolojiye önem vermeliyiz. Artık on kişiden birinin 65 yaşının üzerinde olduğu bir ülkedeyiz, start-upların ve girişimcilerin dikkatine sunarız.

Hedef Nobel Konferans Serisi – Prof. Dr. Türker Kılıç

30 Kasım Hedef Nobel Konferansında Prof. Dr. Türker Kılıç her zamanki heyecanı ile hepimizi etkiledi. “Bilimin temeli dünyayı değiştirebileceğimize olan umuttur” özlü sözünü kullanarak umudumuzu, bilimi “anlamaktan gelen sevinç” olarak tanımlayarak sevincimizi, “yaşam hikayemiz dünyayı bulduğumuzdan daha iyi ve güzel bir yer olarak devretme çabasıdır” diyerek de coşkumuzu arttırdı. Türker Kılıç, beyinde var olan bağlantısal bütünselliğin hayatın her alanında ve anında geçerli olduğunu vurguladı.

Kasım ayının en önemli bilim haberlerinden birisi tek nöronun aynı anda farklı zihin işlevlerinde rol oynayabilmesinin gösterilmesiydi. 100 milyar nöronun her biri 10-15 bin farklı nöronla bağlantı halinde ve her bir nöron aynı anda farklı işlevlerde rol oynayabiliyor. Doğanın bu mucizesi 14 Kasım’da Developmental Science dergisinde Stanford Üniversitesinden Kang Shen ve arkadaşları tarafından yayınlandı. Van den Heuvel ve arkadaşlarının yaptığı bir başka nörobilim çalışmasında insan ve şempanze konnektomları karşılaştırılarak şizofreninin (OKB ve diğer patolojilerin aksine) insana özgü konnektomlardan kaynaklandığı gösterildi. Böylece şizofreninin insan zihninin evriminde bir sonuç olarak ortaya çıktığı görüşü desteklendi. Evet, diğer canlılara göre belki daha üstün beyin işlevlerine sahibiz ama maalesef bu yüzden doğadaki en fazla psikiyatrik, psikolojik rahatsızlığı da biz yaşıyoruz. Şizofreni ve diğer rahatsızlıklar insanlaşmanın bir bedeli olmalı.

Kasım ayının son günü iki önemli etkinlik birden yaşadık. Türkiye Bilişim Vakfı’nın gençlik yapılanması Başlangıç Noktası’nın İstinye Üniversitesi ile birlikte düzenlediği “Yapay Zekâda Kırılgan Noktalar Çalıştayı”nda bias, ön yargıyı masaya yatırdık. Kendi ön yargılarımızı yapay zekâya taşırsak o da önyargılı oluyor. Sağlık, finans, güvenlik gibi çeşitli alanlardaki uzmanlar bu konuda görüşlerini sundular. Yapay zekânın farklı yönlerden ele alınması çok yararlı bir açılım olacak.

Kasım ayındaki en güzel gelişmelerden birisi de şüphesiz Tek Yol Bilim YouTube kanalının açılmasıydı, abone olmayı unutmayın.

Bilim ve sağlıkla kalın.

Bilimsel gelişmelerden anlık haberdar olmak için Telegram kanalımıza abone olabilirsiniz.
Tek Yol Bilim’i Bundle uygulamasından takip edebilirsiniz.