arama

CRISPR Nanogel Hapı, Meme Kanserinin İlerlemesini Durdurdu

Yeni geliştirilen ve testi fareler üzerinde gerçekleştirilen CRISPR Nanogel hapının, tümör büyümesini engellediği görüldü.
CRISPR Nanogel Teknolojisi, Meme Kanserini Durdurabilir mi? » Tek Yol Bilim
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • Aysuda Ceylan Aysuda Ceylan

⌛ Tahmini okuma süresi: 4 dakika

Yayınlanma Tarihi: 28 Ağustos 2019 20:18

📝 Yazar ve Editör: Aysuda Ceylan

Meme kanserlerinin türleri arasındaki en ölümcül olan üçlü negatif meme kanserini durdurmanın cevabı, Boston Çocuk Hastanesi’ndeki araştırmacılar tarafından keşfedilmiş olabilir.

Yeni keşfedilen bu CRISPR gen düzenleme sisteminin (etkilenen kişinin vücuduna enjekte edilen nanogel kapsülü), üçlü negatif meme kanseri tümörlerinin büyümesini durdurabilen potansiyel bir panzehir olduğu görüldü.

CRISPR Nedir?

Basitçe söylemek gerekirse, CRISPR genomları düzenler. CRISPR, bilim insanlarının DNA’mızı düzenlemesini sağlayan bir teknoloji grubudur. Genetik materyaller, DNA’mızın spesifik lokasyonlarında eklenebilir, çıkarılabilir veya değiştirilebilir.

2013 yılında keşfedilen CRISPR/Cas9 tekniği, bakteri ve virüsler arasındaki etkileşimlerin araştırılması sırasında bulunmuştur. Virüsler bakterilere saldırırken, bakteri yüzeyine tutunur ve bakteriye kendi DNA’sını enjekte eder. Bu virüs DNA’sı, bakterinin genetik yapısına girerek virüslerin üretilmesine neden olur. Bakteriler bu duruma karşı bir korunma mekanizması geliştirmişlerdir. Bu sistemde virüs DNA parçası bakterinin Cas9 enzimi ile taranır. Bakteri virüs DNA’sını tanımladığında bu enzim yardımıyla keser. CRISPR/Cas9 sistemini bakterinin bağışıklık sistemi gibi düşünebiliriz. Bakteri bu DNA parçasının kendi genetik yapısına aktararak bir nevi virüs DNA’sını hafızasında tutar. Böylece aynı virüs bakteriye saldırdığında virüse karşı daha hızlı savunma gerçekleştirir. Bakterinin virüs DNA’sını genomuna belli diziler şeklinde koyar. Buna CRISPR sekansı denir. Özetle CRISPR, bakterilerde doğal olarak bulunan ve Cas9 enzimi ile birlikte bakterilerin virüslere karşı savunma sistemini oluşturan gen bölgesidir. CRISPR ile genomları düzenlemek için birkaç yöntem vardır.

Üçlü negatif negatif meme kanseri nedir?

Östrojen, progesteron ve HER2 reseptör eksikliği oluşturan üçlü negatif meme kanseri (TNBC), tüm meme kanserlerinin %12’sinin nedenidir. Bu tip meme kanserleri en sık 50 yaşın altındaki kadınlarda, Afrikalı-Amerikalı kadınlarda ve BRCA1 gen mutasyonunu taşıyan kadınlarda görülür.

Bu kanseri tedavi etmek için bilinen birkaç yöntem bilindiği üzere agresif teknikler olan cerrahi, kemoterapi ve radyoterapidir.

Boston Çocuk Hastanesi Vasküler Biyoloji’de görev alan Peng Guo ve Marsha Moses tarafından keşfedilen bu yeni toksik olmayan sistem, sağlıklı dokulara zarar vermeden kanser dokularını tanıyan ve etkileyen antikorlar kullanıyor.

Yeni CRISPR Sistemi

Araştırmacılar, fareler üzerinde deneyler yaparken gen düzenleme sisteminin, meme kanserine sebep olan genleri dışarı çıkarabildiğini ve sağlıklı dokulara zarar vermeden tümörleri hedeflediğini tespit ettiler. Düzenleme verimliliği %81 kadar yüksekti.

Farelerdeki tümör büyümesi normal dokular üzerinde herhangi bir toksisite olmadan %77 oranında azaltıldı.

Bu yeni yöntemde gen-düzenleme CRISPR sistemi, toksik olmayan yağ molekülleri ve hidrojellerden yapılmış yumuşak “nanolipogeller” içine alındı ve jel yüzeyindeki antikorlar, CRISPR nanoparçacıklarını tümöre yönlendiren şey oldu.

Bu antikorlar, üçlü negatif meme kanserinin bir hedefi olan ICAM-1’i hedeflemek ve tanımak için geliştirildi. Jellerin yumuşak olması sayesinde hücrelere daha kolay girilmesi, tümör hücre zarı ile daha kolay birleşilmesi ve CRISPR yüklerinin doğrudan hücrelere bırakılabilmesi sağlanmış oldu.

Hücrenin içine girdikten sonra CRISPR sistemi, meme kanseri tümör oluşumunu ve metastazı yaratan bir onkogen olan Lipocalin 2’den kurtulmayı başardı.

Boston Çocuk Vasküler Biyoloji Programını yöneten Dr. Musa, “Sistemimiz, tümöre kesin ve güvenli bir şekilde önemli ölçüde daha etkili bir tedavi sağlayabilir.” dedi.

Bu çığır açıcı yeni araştırma geçtiğimiz Pazartesi günü PNAS‘ta yayınlandı.

Bilimle kalın.

Kaynakça

Bilimsel gelişmelerden anlık haberdar olmak için Telegram kanalımıza abone olabilirsiniz.