arama

NASA’nın yeni görevi Dragonfly, Satürn’ün uydusu Titan’ı keşfedecek

Nükleer enerjili bir drone olan Dragonfly, 2030'larda Satürn'ün en büyük uydusu olan Titan'ı ziyaret edecek.
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • A. Erdinç Dal

⌛ Tahmini okuma süresi: 6 dakika

Yayınlanma Tarihi: 29 Haziran 2019 11:47

📝 Yazar: A. Erdinç Dal ✅ Editör: Aysuda Ceylan

NASA, Satürn’ün en büyük uydusu Titan‘ı keşfedecek olan Dragonfly isimli “Yeni Sınırlar” programında yer alan en son görevini duyurdu. Titan, Güneş sistemimizde atmosferi olan tek ay!

2017 yılı bitmeden önce Cassini heyeti Satürn’ü incelerken Titan tarafında incelemelerde bulundu. Cassini misyonunun bir parçası olan Hyugens sondası tarafından sağlanan veriler, Titan’ın daha ileri araştırmalar için mükemmel bir aday olduğunu ortaya çıkardı.

Yapılan açıklamalarda “Titan, Dünya’nın Big Bang’ten bir süre sonraki hali ile karşılaştırılabilir. deniliyor ve Dragonfly’ın araçları organik kimyayı ve geçmiş ya da şimdiki yaşamın kimyasal imzalarını değerlendirmeye yardımcı olacağı öngörülüyor.

İnsan bilgisinin sınırlarını tüm insanlığın yararına keşfetmek için Dragonfly’ı başlatacağız.” -NASA

Yaklaşık 10 metre uzunluğa ulaşan, Mars rover büyüklüğünde bir drone

Bu tasarım, NASA’nın Dragonfly rotorcraft-lander’ını Satürn’ün egzotik uydusu Titan’da bir bölgeye yaklaşırken gösteriyor. Nihai hedef Dragonfly ile, muhtemelen binlerce yıl öncesine ait bir şey Titan’a çarptığında, yaşam için önemli bileşenlerin bir araya geldiğine inandıkları etkileri araştırmak ve incelemek.

NASA, Titan’ın yaşam gelişmeden önce kimyasal olarak Dünya’ya benzer olduğunu aktarırken, atmosferde keşfedilen aynı organik malzemeden yapılmış olup olmadıklarını belirlemek için Titan’daki kum tepelerini keşfetmek istediklerini de ekledi.

NASA’nın Washington Genel Merkezindeki Bilim Müdür Yardımcısı Thomas Zurbuchen, “Bu heyecan verici ve zor görevi yerine getirmemiz için bizi motive eden bilim” dedi. NASA’nın Planet Bilimleri Bölümü’nün direktörü Lori Glaze ise, “Titan, yaşam için temel bileşenlere sahip.” dedi.

“Karmaşık organik molekülleri ve yaşam için gerekli enerjiyi barındırıyor. Yaşamın oluştuğu ve bugün yaşamı barındırabilecek potansiyel koşullar olduğu için bugün Dünya’da meydana gelenlere benzer süreçleri gözlemleme olanağımız olacak.”

Lori Glaze

“Karmaşık organik molekülleri ve yaşam için gerekli enerjiyi barındırıyor. Yaşamın oluştuğu ve bugün yaşamı barındırabilecek potansiyel koşullar olduğu için bugün Dünya’da meydana gelenlere benzer süreçleri gözlemleme olanağımız olacak.”

Dragonfly indiğinde, Titan’ın etrafında iki buçuk yıl geçirecek. Sadece kızakları inecek pervaneleri var, ancak yüzeyde dolaşmasına izin verecek tekerlekleri yok. 2026’da başlatılacak ancak 2034’e kadar Titan’a ulaşmayacak, çünkü Satürn bizden çok uzak. Dragonfly ayrıca Titan’ın atmosferini, yüzey özelliklerini, yüzey altı okyanusunu ve yüzeydeki sıvıyı da araştıracak.

Titan’da Yaşam Mümkün mü?

Hem kendi uydumuz hem de Merkür gezegeninden daha büyük olan Titan, güneş sistemimizde benzersizdir. Bulutlu, yoğun bir nitrojen ve metan atmosferi olan ve bulanık bir turuncu görünüm veren tek uydudur.

Titan’ın atmosferik basıncı Dünya’nınkinden %60 daha fazla, bu da ortalama bir yüzme havuzunun dibinde hissedilecek bir baskı uyguladığı anlamına geliyor. Titan’ın yüzeyi eksi -179 derecedir.

Bu yüzden Titan üzerindeki yaşam potansiyelinin gezegenimizden biraz farklı görünmesi gerekebileceği düşünülmektedir. Ancak Titan’ın atmosferi, ilkel Dünya’nınkinden çok farklı olmayabilir ve yaşam burada bir yolunu bulabilir.

Bilim kurgu filmlerindeki uzaylı yaşamları gibi olmayabilir, ancak 2017’de araştırmacıların Science Advances dergisinde yayınladıkları bir araştırmaya göre, Titan’da hayata yol açabilecek bir şeyin varlığını doğruladılar.

Vinil siyanür, hücre zarı benzeri küreler oluşturabilen karmaşık bir organik moleküldür. Toksik gibi görünse de, bu kimyasal, Şili’deki bir radyo teleskop grubu olan Atacama Büyük Milimetre Dizisi’nden (ALMA) elde edilen verilerle önemli miktarlarda tespit edildiği Titan’da da olabilir.

Titan, yüzeyinde Dünya benzeri sıvı kütlelere de sahip. Ancak nehirler, göller ve denizler, bulutları oluşturan ve gökten sıvı gazın yağmasına neden olan sıvı etan ve metandan oluşmaktadır.

Yüzeydeki bu metan havuzları, vinil siyanür moleküllerinin Dünyadaki organizmaların temelinden farklı olarak hücre benzeri membranlar oluşturmak için birbirine bağlanmasına yardımcı olabilecek türden bir ortamdır.
NASA’nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nde araştırma yazarı ve araştırmacı olan Maureen Palmer, Sıvı metan içeren bir ortamda vinil siyanürün varlığı, Dünyadaki yaşam için önemli olanlara benzer kimyasal işlemlerin ilginç olasılığını ortaya koyuyor dedi.

ALMA verileri, 2015’teki Cornell Üniversitesi’nden bir önceki çalışmaların ve simülasyonların, bu molekülün Titan’daki potansiyel varlığını öngördüğünü doğruladı. 2015 araştırmasına katılan Cornell profesörü Jonathan Lunine, “Araştırmacılar, vinil siyanür molekülünü kesin olarak keşfetti. Sıvı metanda kararlı ve esnek olabilecek bir ‘protosel’ için en iyi adayımız budur.” Dedi. “Bu Titan’ın metan denizlerinin egzotik bir yaşam biçimine ev sahipliği yapıp yapamayacağını anlamak için atılmış bir adım.”

Titan’ın ayrıca Jüpiter’in uydularından biri olan Europa ve Satürn’ün uydularından biri olan Enceladus gibi içerisinde bir okyanusu olduğuna inanılıyor. NASA bu yılın başlarında, Europa ve Enceladus’un okyanuslarının bildiğimiz gibi yaşam için gerekli bileşenlerin bir kısmını ya da çoğunu içerdiğini açıkladı.

Bu uydular ile Titan’ı karşılaştıralım. Her şeyden önce, Europa ve Enceladus’tan daha büyük. Ayrıca araştırmacıların Titan’a yapmaya çalıştığı gözlemleri engelleyen yoğun bir atmosfere sahip olması da tamamen benzersizdir. Karmaşık kimyası göz önüne alındığında, Titan’ın insanlara misafirperver olmadığını söylemek doğrudur. Ancak araştırmacılar için ilgi çekici olduğu ortada.

Uzun vadede her medeniyet uzaydaki etkilerden dolayı tehlike altında olacaktır. Varlığını sürdüren her medeniyet uzay yolculuklarına çıkmak zorundadır, sırf romantik olduğundan ya da keşfetme arzusundan dolayı değil, ama düşünülebilecek en mantıklı şey için: Hayatta kalmak… Eğer uzun vadeli hayatta kalışımız tehdit altındaysa, türümüze olan temel sorumluluğumuz diğer dünyalara seyahat etmektir.” – Carl Sagan

Bilimle kalın.