arama

Pestisitler Yazı Dizisi — Sayı #1

Sağlığımızı tehdit eden pestisitlerle ilgili yeterli bilgiye sahip miyiz? Bu seride, pestisitleri her yönüyle derinden inceliyoruz.
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • Osman Eren Osman Eren

⌛ Tahmini okuma süresi: 8 dakika

Yayınlanma Tarihi: 13 Eylül 2019 17:24

📝 Yazar: Osman Eren ✅ Editör: Aysuda Ceylan

Gıda, insanlığın ilk zamanlarından beri en temel ihtiyacımız olmuştur. Hâl böyle olunca, günümüzde gıda güvenliği de kaçınılmaz olarak büyük önem taşımaktadır. Nüfus artışı sonucu daha fazla gıda gerekmektedir ki, bunun için de verim artışı olmalı ve gıda kayıpları minimuma indirilmelidir.

Pestisit, mevzuatımızda “zirai mücadele uygulamalarında kullanılan her türlü kimyasal madde” olarak tanımlanıyor. Pestisitler, tarımsal üretimi ve verimi arttırmak için kullanılan büyük girdilerden biridir ve bitkileri çeşitli zararlılarından korumak, bir diğer ifade ile ürün kaybını minimuma indirmek amacıyla kullanılır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ürün kayıpları %10 ile 30 arası değişirken, eskiden bu oran % 40-75 arasında değişmekteydi. Kayıpların çok önemli bir kısmı ise hasat sonrası depolama da özellikle haşereler tarafından yapılmaktadır.

Pestisitlerin dünya genelindeki kullanım oranları, yaklaşık olarak %70’i gelişmiş, %30’u ise gelişmekte olan ülkelerde gözlenir. Pestisitin kullanım zamanı ve miktarı ise ürüne ve pestisit türüne göre değişmektedir. Kimi pestisitler hasattan önce, kimisi hasattan sonra uygulanmaktadır. Gıda tüketiminin güvenli olması için pestisitin parçalanması gerekir ve bu da belirli bir süre beklemeyi gerektirir. Eğer meyve ve sebzelere pestisit uygulandıktan sonra bekleme periyodundan önce hasat edilir ve tüketilirse bu, insan sağlığı için son derece tehlikeli olur. Çünkü gıda muhtemelen yüksek düzeyde pestisit kalıntısı içerecektir ve bunun sonucunda; kanser, nörolojik rahatsızlıklar, karaciğer problemleri görülebilecektir. Yavru sıçanlar üzerine uzun süreli etkilerinde canlı sperm sayısının azalması, kısırlık problemleri, kolesterol seviyesinin artması gibi metabolik ve genetik bozukluklar görülmekte ve yüksek ölüm oranları meydana gelmektedir (ki bu insan için de benzer sonuçlar doğurabilir). Bir diğer ifade ile günümüz de kısırlık probleminin sebeplerinden biri de pestisitler olabilir.

Tüm canlı mekanizmaları benzerdir. Pestisitler temelde ürünlere zarar veren bitkiler ve hayvanlar için tasarlansa da, doğal olarak insanlara da zarar vermektedir. Bu durumda pestisitlerin mutlak suretle uzaklaştırılmaları gerekir. Çünkü başta bu satırların yazarı olmak üzere birçok insan ve bilim otoritesince pestisitler günümüzdeki hastalıkların önemli etkenlerinden biri olarak görülmektedir. Pestisitlerin kullanım miktarı, kullanma zamanı gibi hususlar -bilimsel çalışmaları referans alarak- mevzuatta belirtilse de dünya genelinde buna ne kadar uyulduğu tartışmalıdır. Pestisitlerin insan sağlığı üzerindeki zararlı etkileri yüzünden kullanımının kontrol edilmesi aslında bireysel uğraşların çok ötesinde çaba gerektirir. Pestisitlerin gıda maddelerinde lokalizasyonu, gıda maddesinin türü, hasat zamanı, kullanılan pestisitin türü, molekül yapısı gibi faktörler pestisitin zarar ve etki mekanizması üzerinde etkilidir. Ratlarda yapılan çalışmalara göre pestisitlerin dağılma ve taşınma hızı, pestisitin türü ve çevresel şartlarla yakından alakalıdır. Yani bazı pestisitler ve kalınıtıları (parçalanma ürünleri) yavaş yavaş dağılırken bazıları da hızlı şekilde diffüze olurlar. Pestisitlerin yarı ömürleri yani parçalanmaları da yine çeşitli faktörlere bağlı olarak değişir. Yarı ömür, pestisit miktarının yarısının parçalanması olarak tanımlanabilir ve bu süre saatlerden yıllara kadar değişkenlik gösterebilir. Bu süreyi etkileyen faktörleri; pestisitin türü, uygulanma miktarı, uygulandığı tür ve diğer bir çok çevresel şart belirler.

DDT’nin (dikloro difenil trikloroetan) Kimyasal formülü
(DDT, II.Dünya savaşı yıllarında keşfedilen, günümüzde kullanımı yasak olan;ama eskiden en çok kullanılan tarım ilacıydı)

Pestisitler; fotoliz (ışıkla parçalanma), hidroliz (su ile parçalanma), oksidasyon (oksijenle parçalanma-yanma) ve redüksiyon (indirgenme) ile parçalanabilirken ayrıca bu parçalanma hızı organizmanın vücut sıcaklığına, pH’sına, metabolizma hızına bağlı olarak değişir. Mesela Flubendiamide isimli pestisitin bibere uygulanması sonucu yarı ömrü 0,96 gün iken (23,04 saat), aynı pestisitin domatesteki yarı ömrü 0. 33 gün (7,92 saat)’dür. Yapılan araştırmalar neticesinde en yüksek pestisit oranının tahmin edeceğiniz gibi kabukta olduğu belirlenmiştir. Fakat bunlar aynı zamanda meyve/sebzenin iç kısımlarına az ya da çok maalesef nüfuz etmektedirler. İşin iyi yanı bu kabuktaki pestisitlerin en azından bir kısmı; soyma, su ile yıkama veya zerdeçal, sirke, sodyum bikarbonat, tuzlu su, alkollü su gibi işlemlerle parçalanabilmektedir. İşin kötü yanına gelince, bunlar pestisitleri parçalarken daha ölümcül etkilere sahip kalıntı (parçalanma) bileşikleri de meydana getirebilirler. Pestisitler türüne bağlı olarak meyvenin suyunda ya da etli kısımda kalabilir. Bunu belirleyen etken pestisitteki bileşiklerin lipofilik (yağı seven) veya hidrofilik (suyu seven) olmasına göre değişir.

Genellikle meyve veya meyve benzeri sebzelerde pestisit kalıntısı dış kısma-kabuğa daha yakındır. Yani iç kısımlara inildikçe pestisit miktarı azalır. Yapraklı sebzelerde ise (ıspanak, lahana vb) dış yapraklarda daha yüksek oranda pestisit bulunmaktadır. İyi bir yıkama ile bunların bir miktar uzaklaşması mümkündür. Buğday gibi bir üründe kepekte yüksek oranda pestisit bulunabilir. Özellikle modern değirmencilikte bu kepek uzaklaştırılarak bu sorunun üstünden gelinse de (tabi kepeğin çok farklı şekillerde faydası var; ama bu konumuzun dışında), depolanmış bakliyatlarda yıkama ve pişirme ile pestisitlerin geçmemesi, burada kullanılan pestisitlerin en iç kısma kadar dahi nüfuz edebildiğini gösterir. Süt ve süt ürünlerinde özellikle yağlı kısımlarda yemden geçen çeşitli tarımsal ilaçlar görülebilmektedir. Pestisitlerin genel eğilimi yağda çözünme yönünde olduklarından, etlerde yağlı kısımda daha fazla bulunurken yumurtada sarı kısımda daha yüksek oranda bulunur. Yağda çözünen bazı organoklorlu insektisitler (böcek öldürücü), suda (deniz, göl vs) asılı halde kalır ve küçük omurgasızlara bulaşırlar. Bunları yiyen balıkların dokularında ve organlarında bu böcek öldürücüler çok rahat bir şekilde birikebilir (doğrudan sudan emilip vücutlarına geçen zehirler hariç). Biriken bu ilaçlar orijinal konsantrasyonlarının 10 ile 10 bin katına kadar artabilir. Çünkü bu bileşikler yağlarda dağılma özelliği gösterir ki biz bunları tükettiğimizde bizdeki konsantrasyon orijinal konsantrasyonun çok daha fazlasına erişir.

Meyve-sebzelerin yıkama işlemi

Bu zararlı kimyasalların gıda ürünleriyle etkileşimi inanılmaz boyutlara erişmiş durumdadır. Bu nedenle gıda maddelerinden pestisitlerin dekontaminasyonu, bir diğer ifade ile uzaklaştırılması gerekir, hem de çok ciddi şekilde uzaklaştırılması gerekir. Pestisitlerin  uzaklaştırılması için normal su ile yıkama veya klor, klor dioksit, hidrojen peroksit, ozon, asetik asit (sirke asidi de denir) solüsyonları ile yıkama sonucu parçalandığı rapor edilmiştir. Bu iyi gibi görünebilir; ama pestisitin parçalanma ürünü pestisitten daha zararlı da olabilir. Yapılması gereken, pestisitlerin en zararsız şekilde uzaklaştırılmasıdır. Ayrıca kabukların soyulması da pestisit miktarını azaltmada işe yarayabilir. Pestisitin miktarı, türü ve uygulama zamanına bağlı olarak ısıtma prosesleri de pestisitin uzaklaşmasında/parçalanmasında katkıda bulunabilir. Kurutma/dehidrasyon gibi işlemler ise pestisit miktarının yoğunlaşmasına sebebiyet vereceğinden, daha fazla etki göstermesine neden olabilir. Ayrıca mayalama (fermentasyon), kürleme, soğutma gibi işlemler de pestisitin zehirleme düzeyini etkileyebilir.

Ekolojik tahribat ve canlılar üzerine olan etkilerinden dolayı pestisitler hakkındaki endişeler gittikçe artmakta ve tabii olarak insanlar pestisitler hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istemektedirler. Bu nedenle bilim camiasında pestisit ve kalıntılarının nasıl uzaklaştırılacağına dair araştırmalar yoğunluk kazanmaktadır. Çeşitli işlemlerin bazı pestisitler üzerindeki belirgin etkilerini serimizin bir sonraki yazısında işleyeceğiz.

Bilimle kalın!

Bilimsel gelişmelerden anlık haberdar olmak için Telegram kanalımıza abone olabilirsiniz.