arama

Pestisitler Yazı Dizisi — Sayı #2

Sağlığımızı tehdit eden pestisitlerle ilgili yeterli bilgiye sahip miyiz? Bu seride, pestisitleri her yönüyle derinden inceliyoruz.
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • Osman Eren Osman Eren

⌛ Tahmini okuma süresi: 11 dakika

Yayınlanma Tarihi: 21 Ekim 2019 14:12

📝 Yazar: Osman Eren ✅ Editör: Aysuda Ceylan

Önceki yazımızda pestisitler hakkında genel bilgiler vermiştik (Pestisitler Yazı Dizisi — Sayı #1). Bu sayımızda pestisitlerin ürünlerden uzaklaştırılma potansiyellerini anlatmış olacağız.

Pestisitler, sağlığımızı tehdit ettikleri kadar, ürünlerden de kolaylıkla uzaklaştırılması mümkün olan maddeler değildirler. Özellikle çoğunun yağ vb. maddelerde çözünmesi onların uzaklaştırılmasını zorlaştırmakta ve bunların vücuttaki adipoz (yağ) dokuda birikmelerine sebep olmaktadır. Pestisitlerin uzaklaştırılması; yıkama etkinliğine, yıkanılan solüsyonun (çözelti) içeriğine, pestisit molekülünün yapısına, ürüne ve pestisitin ürün ile zayıf ya da kuvvetli bağlanıp bağlanmadığına göre değişebilir. Önceki yazıda da belirttiğimiz gibi kabukların uzaklaştırılması pestisit miktarını azaltmakta işe yarar; ama bu zehirler iç kısma az ya da çok nüfuz ederler. Kullanılan pestisitlerin kullanım miktarı ve çeşit sayısı dikkate alındığında iç kısımda ciddi miktarda pestisit birikebilir. Gelin şimdi çeşitli işlemlerin pestisit içeriklerini nasıl etkilediklerine bir bakalım.     

1. Su ile Yıkama

Sebze ve meyveler tüketilmeden önce genellikle yıkanır ve sebzelerin önemli bir kısmı da tüketime hazır hale gelmesi için pişirilir. Yapılan bir çalışmada bamyanın bir dakika yıkanması başlangıçta 15 ppm civarı olan malathion bileşiğini ciddi miktarda azaltmıştır (dış kabukta). Yine bamyada musluk suyu ile yapılan 30 saniyelik bir yıkamada malathion düzeyinin %79-89 arasında azaldığı belirlenmiştir. Bamyada kullanılan (özellikle bit pire gibi canlılar için) karbaril pestisitinin, 30 saniye yıkama ile %70’e yakın bir oranda azaldığı tespit edilmiştir. Fasulyede bulunan pestisit oranını azaltmak için yapılan bir çalışmada, yıkama ile malathion bileşiğinin %96 oranında uzaklaştığı belirlenmiştir. Lahana, domates ve patlıcanda yapılan bir çalışmada da yıkamanın ciddi manada kullanılan karbaril gibi pestisit kimyasallarını azalttığı tespit edilmiştir.

Şimdiye kadar yazılanlar, toz-pembe bir tablo çizse de aslında durum öyle değil. Bu etkili çalışmalar sadece sözü edilen ürünler ve pestisitler için geçerlidir. Üstelik pestisitin uygulanma miktarı da önemlidir. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, pestisitin molekül yapısı ve bağlanma şekli uzaklaşmada önemli bir role sahiptir.

Endosülfan, klorlu ve kükürtlü bir böcek öldürücüdür. Su ile yıkamada bu bileşiğin %18-55 arası uzaklaştığı belirlenmiştir. Bu farkın nedeni üründen ürüne uzaklaştırma etkinliğinin değişmesinden kaynaklanır. Kabak ve salatalar üzerinde yapılan bir çalışmada çok kullanılan bir böcek öldürücü olan dieldrin’in, su ve % 0,1’lik deterjanda ürünlerin yıkanması sonucu sırasıyla % 8-52 arasında uzaklaştığı belirlenmiştir. Yine yaygın kullanılan bir zehir olan heptaklor epoksitin musluk suyu ve deterjanlı su ile yıkamada %19-67 arası uzaklaştığı belirlenmiştir. Karbofuran, bir böcek öldürücüdür. Dondurulan brokoliler üzerinde yapılan bir çalışmada düşük düzeyde püskürtülen bu maddenin 3 dakika yıkama ile %32, yüksek düzeyde püskürtmede ise %44 oranında uzaklaştığı belirlenmiştir. Gördüğünüz gibi uygulanan miktar bile uzaklaşan pestisit miktarına etki edebiliyor.

Sadece yıkama ile pestisitlerin uzaklaştığını söyleyebilmek, ne yazık ki pek mümkün gözükmüyor.

Yıkanan meyvelerden yapılan bir meyve suyunda pestisit miktarı çok düşük düzeyde tespit edilmiştir. Tabii meyve suyuna işlenen bir meyve, meyve suyu olana kadar çeşitli işlemlerden geçer. Bu işlemlerin de (kabuk soyma, pastörizasyon vb.) pestisitin uzaklaşmasında etkili olabileceği düşünülüyor. Ayrıca pestisitlerin büyük kısmı –eğer kabuğu aşarsa- etli meyve kısmında bulunur, bunlar kolayca suda çözünmediklerinden meyve suyunun içinde pestisitin az miktarda tespit edilmesi de normal bir durumdur. Yapılan bir çalışmada domatesler 1-3 saat su akışı içinde bırakıldığında domates ürünlerindeki (salça, püre vb.) pestisit miktarında azalmalar görülürken; domates çekirdeklerinde ise pestisit miktarının azalmadığı tespit edilmiştir. Bu, ekeceğimiz tohumdan çıkan domatesin hiç ilaçlanmasa bile yine de pestisitli olması demektir, tehlikenin farkında mısınız? Havucun yıkanması ile uzaklaşan pestisit miktarı domatese göre daha fazla miktarda olmuştur. Bu örnek yine belirttiğimiz gibi üründen ürüne uzaklaştırma etkinliğinin değiştiğini, genel bir formülün ne yazık ki olmadığını göstermektedir. Dolmalık biberde malathion direncini ölçen bir çalışmada akan suyun altına tutulan biberlerde %70’in üzerinde pestisit miktarında azalma görülürken; hasat sonrası pestisit püskürtülen ve daha sonra 5 dakika su da bekletilen kırmızı biberlerde ise klorpirifos ve fenitrotion oranlarında %30-40 azalma tespit edilmiştir. Mango meyvesinde yapılan bir çalışmada dimetoat ve fenthion bileşikleri, yıkama sonucu –kabukta- %66-68 oranında azalırken piretiroitlerin uzaklaşma oranı ise %21-27 olarak belirlenmiştir.


2. Tuzlu Su ile Yıkama

Sodyum klorür, bir diğer ifadeyle mutfakta kullandığımız tuz da sebze ve meyvelerdeki bazı pestisitlerin bir miktar uzaklaştırılması için bir yol olabilir. Tuzun ev şartlarında kolaylıkla bulunması ve uygulanabilirliği yöntemin tabii ki olumlu yönü. Çin lahanasını %1’lik tuz solüsyonuna 10 dakika maruz bırakan araştırmacılar, diğer yöntemlere nazaran, llorotalonil pestisiti için en iyi sonucu elde ettiklerini belirtmişlerdir. Yıkama ve pişirmede de belli bir seviyeye kadar bu atıkların uzaklaştırılmasını sağlamıştır. Yeşil biber ile yapılan bir çalışmada tuzlu su ile tek başına yıkama musluk suyuna göre herhangi bir fark göstermez iken 10 dakika % tuzlu suda bekletilen ve ardından normal su püskürtülen biberlerde 0 ve 5. Günlerde %90 ve %67 oranlarında pestisitin uzaklaştığı görülmüştür.


3. Kimyasal Solüsyonlarla Yıkama

Klorlu su, ozon basılmış su gibi farklı çözeltiler de pestisitlerin uzaklaştırılmasında kullanılabilen kimyasal çözeltilerdir. Böcek öldürücü azinfos metil ve formetanat ile fungusit olan captan’ın elma ve elma sosundan uzaklaşması için yapılan bir çalışmada ozonlu su ve kalsiyum hipklorlu su kullanılmıştır (Kalsiyum hipoklorit, su arıtma tesislerinde, havuz temizleme işlemlerinde yani endüstriyel temizliklerde kullanılır. Bazı temizlik ürünlerinde de bulunabilir fakat evlerde kullanılan çamaşır sularının geneli yine bir hipklorit olan sodyum hipoklorittir). Bu pestisitleri uzaklaştırmada her ikisi de etkili olurken en iyi etki 500 ppm düzeyindeki kalsiyum hipoklorit ile elde edilmiştir (Çamaşır suyunun zararları da ayrı bir konudur). Ayrıca sıcaklık ve pH arttıkça (asitliğin azalması) pestisitler çok daha hızlı şekilde parçalanmıştır. Uygulama sonucunda %100 uzaklaşan pestisit dahi bulunmuştur. Taze elmalarda mancozeb (mantar ilacı) pestisit ile yapılan çalışmada ozon, klor, klordioksit ve per asetik asit (PAA veya peroksi asetik asit de denilir) kullanılmıştır. Çalışma sonucunda taze elmalarda; klorun %56-99, klordioksitin %36-87, ozonun % 56-97 ve PPA’nın %44-99 oranlarında bu pestisiti uzaklaştırdığı belirlenmiştir.

Patatesteki organoklorlu pestisitlerin kalıntılarını uzaklaştırmak için yapılan bir çalışmada; asidik sulu bir çözelti (turp yaprağı, asetik asit,sitrik asit,hidrojen peroksit askorbik asit karışımı), %5-10 tuzlu su ve alkali bir çözelti (sodyum karbonat diğer adıyla çamaşır sodası) kullanılmıştır. Çalışma sonucu en etkili çözeltinin asidik sulu çözelti olduğu belirlenmiştir. Patatesten pestisitleri uzaklaştırmak için yapılan bir diğer çalışmada musluk suyu, asetik asit, tuzlu su ve ayrıca asit-tuz karışımı (sulu) kullanıldığında en iyi sonucun asit-tuz karışımı ile elde edildiği belirlenmiştir.

Yukarıdaki bir örnekte (elma) asitliğin azalması pestisiti daha çabuk uzaklaştırırken patates örneğinde ise asitlik artışı pestisiti daha fazla uzaklaştırmıştır. Bu da ortak bir formülün olmadığını ve günümüzde bazen “karbonatlı su” (karbonat bazik bir maddedir-asit değildir) ile sebzelerin yıkanmasının belki sınırlı sayıda örnek için biraz etkili olabileceği fakat genel olarak bir etkisinin olmayacağını gösterir ki elbette az veya çok pestisitin uzaklaşması iyidir ama genel bir çözüm sağlamayacağını bilmenizi isteriz.

Biraz sıkıcı; ama örneklerimize devam edelim: Patlıcan ile yapılan bir çalışmada organofosfat bir böcek ilacı olan profenosun en iyi şekilde asit- baz karışımı ile uzaklaştığı tespit edilmiştir (Musluk suyu ile yıkanmasına nazaran). Gliserol, sodyum dodesil sülfat (SDS), hidrojen peroksit (halk arasında oksijenli su da denilir) potasyum permanganat, hipoklorit, etanol gibi çok farklı yapıda kimyasalların kullanıldığı bir çalışmada narenciye ürünlerinde çok yaygın olarak kullanılan pestisitlerin uzaklaştırılması hedeflenmiştir. Yapılan çalışma neticesinde; SDS, gliserol ve etanol’ün pestisitleri bir miktar uzaklaştırdığı (%50) diğerlerinin ise musluk suyu ile yıkamaya göre hiçbir fark yaratmadıkları belirlenmiştir. Hatta yüksek konsantrasyonlu bu bileşiklerden bazıları ürünlerde çok zehirli yeni bileşikler meydana getirmiştir. Ozon ve saf suyun karşılaştırıldığı bir çalışmada ise ozon ile yıkamanın saf suya daha üstün olduğu belirlenmiştir.

Gördüğünüz gibi bir üründe işe yarayan bir yöntem başka bir üründe etkisiz; hatta zararlı bile olabiliyor. Bu durumun sebebi ürün ya da pestisitin farklı olmasıdır. DSÖ’ye göre 700 civarında pestisit mevcut ve ülkemizde kullanımını izin verilen aktif madde sayısı 334 adettir (2013 verileriyle. Ayrıca 2020’de bir kaç pestisit daha tamamen yasaklanacaktır). Dikkat ederseniz burada araştırılan ürün başına genelde 1-2 pestisittir. Fakat birçok üründe çok daha fazla pestisit kullanılabiliyor.  

Pestisitler ve kalıntılarının uzaklaştırılması çok uzun, detaylı ve zor bir konu. Bilim insanlarının bu konuya multidisipliner bir şekilde yaklaşması ve ayrıca karar mekanizmalarının da bu konuda daha etkin ve halk sağlığından yana olmaları gerekir. Pestisit sadece bizim değil, bütün dünyanın önemli bir sorunu. Pestisitler siyasi mesafe tanımaz. Yunanistan’da veya İran’da yahut başka bir ülkede kullanılan pestisitler bizim tarlalarımızdaki ürünlere çok rahat bulaşabilir, gerek su ile gerekse hava ile çok uzun mesafeler katedebilirler. Ben tarlamda kullanmıyorum, organik ürün alıyorum diyebilirsiniz fakat kutuplarda bile tarım ilaçlarının tespit edildiği bir dünyadan bahsediyoruz.

Uzaklaştırma yöntemleri elbette bunlarla sınırlı değil, evde yaptığımız pişirme, kabuk soyma, konserveleme, kurutma gibi çok farklı faktörler de pestisitlerin uzaklaşmasında etkili olabilirler. Fakat daha fazla sizi sıkmamak adına yazıya son vererek, diğer işlemleri serinin 3. yazısında yazmaya devam edeceğimizi belirtiyoruz. Takipte olmaya devam edin.

Bilimle kalın!